Herkese merhaba ve geçmiş olsun. 6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli depremin etkilediği 10 şehirden biri olan Hatay’dan yazıyorum. Haberlerde ve sosyal medyada görünen tüm o görüntülerden sonra sizlere olan ve olmaya devam eden her şeyi birinci gözden anlatmak için buradayım. Bugün elimde kahvem yok. Zaten kimsenin bir bardak su bile içesi yok. Umarım bir sonraki yazılarımda eskisi gibi neşeli girişler yapabilirim. Şimdiden iyi okumalar. En altta fotoğraf galerisini görebilirsiniz.

Manzara

    Yıkılan binalar, kilitlenmiş yollar, sokakta insanlar… Can pazarı devam ederken görünen tablo tam olarak bu. Domino taşları gibi birbirinin üzerine yıkılmış binaların arasında kalan, ipin ucundaki son tel tanesine tutunan insanların belki de duyuramadıkları sesleri. 6 Şubat 2023 günü biri gece dört, diğeri de öğlen bir sularında gerçekleşen ikisi de 7.5’ten büyük olan ve sonrasında bu metni yazdığım zamana kadar gerçekleşen 10.000’e yakın artçı depremin oluşturduğu fiziksel ve duygusal hasar tarif edilemez boyutta. Öyle ki, yemek yerken kol hareketlerinden – bir artçı deprem daha hissettim – dolayı gerçekleşen titremelerin deprem sanıldığı bir senaryo ile karşı karşıyayız. Caddeden geçerken bir saldırıdan sonra ortaya çıkan enkazdan daha kötü olan bir tablo ile karşı karşıya kaldım. İletişim kurabilmek derede altın aramak kadar zor ve nadir. İnternet, elektrik, su, doğalgaz, hiçbir yaşamsal kaynak yok, hepsi kesik durumda. Binanın üzerlerine doğru yatmış olmalarına aldırış etmeden hayatları pahasına insanlar marketleri yağmalıyor… Hava geceleri 1-2 derece gibi sıcaklıklara iniyor, evlerini kaybedenler ateşin yanında bir nebze ısınabilirken, enkaz altında kurtarılmayı bekleyen insanlar gecenin bir yarısı ölümün soğukluğunu hissederek tekrar gün yüzüne kavuşmayı bekliyorlar.

Enkazın Üstünde Yaşam

    O sırada molozların üstünde binlerce insan mahsur kalanları kurtarmak, en azından cenazeleri ailelere ulaştırmak için canla başla çalışıyorlar. Bir süre (bu süreyi gün olarak ele alınız) herhangi bir profesyonel yardım olmadan bu şekilde insanlar ölü veya sağ kurtarılmaya çalışıldı. İş makineleri o göçükten bu göçüğe gidiyorlar, insanlar ses duydukları yere iş makinesini çağırıyorlardı. Ben Hataylıyım ve burada yaşıyorum, bu yüzden sizlere Hatay’da gördüğüm manzarayı anlatabiliyorum. Fakat sadece burada gördüklerim bile diğer 9 şehirde olanları az çok tahmin etmeme yetti. Ben yeterince şanslı olanlardanım. Ben ve benim gibi olanlar da mental olarak göçük altındaydık diyebilirim. Hayatın felç olduğu koca şehirde hayatımızı idare ettirmeye çalışıyorduk. Yiyecek, içecek ısınma ihtiyaçlarımızı bir şeylerden feragat etmeden sağlayamıyorduk. Dışarıda ateş yakıp etrafına toplanmak her ne kadar kısa vadede işe yarasa da uzun vadede insanları hasta etmekten başka bir şey yapmıyor. Fakat yapacak daha iyi bir şey yoktu. İlk birkaç gün çadır yoktu ve gelen yardımlar yetmiyordu. Çeşme suları ilk etapta kesikti fakat akan su da topraklıydı. Aynı zamanda bu su ilerleyen zamanlarda hastalık taşıdığı şüphesiyle kullanılmadı, hâlâ da kullanılmıyor. İnsanlar hazır su içmekten başka bir şey yapamıyor. Kimse içeri giremediği için yardım tırlarından gelen birkaç parça bisküvi veya kek tarzı şeylerle karın ağrılarını dindirebiliyorlardı. Bu böyle bir süre devam etti.

6 Şubattan Bu Güne Hatay

    Geldiğimiz son noktada insanların ihtiyaçlarını giderebilecekleri yerler hariç her yer kapalı, bir yere gitmek isterken “acaba şurası yıkıldı mı ki?” diye düşünmeden gidilemiyor, bir yerlerden bahsederken artık “eskiden” kullanılıyor. Marketler açık ve insanlar ihtiyaçlarını alabiliyor fakat bir zamanlar ayakta olan gelir kaynağı yıkıldığı için o marketlerden bir şey edinemeyen insanlar var. Verilen maddi yardımın en azından bir süre onlara yetebileceğini ummaktan başka elimizden bir şey gelmiyor. Post-apokaliptik bir evrende yaşıyor gibiyiz. Her yer moloz dolu ve insanlar depremden olmasa da artçılardan dolayı oluşan korkudan ölecekler. Söz sahibi kişileri kimse dinlemiyor, herkes çeşitli komplo teorileri uyduruyor. Sinir ve stres had safhada. Maalesef bunu bir süre daha aşamayacağız. Yazıyı yazarken bile 4,5 büyüklüğündeki bir artçıdan dolayı bir defa dışarı kaçtım. Umarım psikolojimiz daha fazla darbe almadan ülkece bu süreci atlatabiliriz.

Herkese geçmiş olsun ve başımız sağ olsun. Vefat eden yaklaşık 45 bin can sadece ailelerinin değil bizim de kaybımız. Geçmiş olsun Türkiye.

Fotoğraf Galerisi

Fotoğraflar: Soner Şimşek

Düşünceni Tek Emojiyle Anlat!
+1
0
+1
0
+1
0
+1
0
+1
6
+1
1
+1
4
5 2 oylar
Yazımızı Değerlendir
Abone ol
Bildir
guest

0 Yorum
Sıralı yorumlar için geri bildirim
Tüm yorumları görüntülere
Bu yazılarımızı da beğenebilirsin

Baskın Olmayan Elinizi Kullanmak Sizi Daha Zeki Yapar Mı?

Bazı çalışmalar, iki el ile yazabilme becerisinin zeka gelişimine katkıda bulunduğunu söylerken, bazıları ise durumun böyle olmadığını söylüyor.

Devasa Bir Güneş Fırtınası: 1859 Carrington Olayı

1859’da yaşanan kayda geçmiş en büyük güneş fırtınası, yeryüzündeki telgraf hatlarının çalışamaz hale getirmişti. Peki yakın gelecekte gerçekleşeceği düşünülen yeni bir güneş fırtınasının etkisi ne büyüklükte olacak?

Çernobil Tekrar Isınıyor, Yeni Bir Felaket Mi Kapıda?

35 sene önce ülkemizi de önemli ölçüde etkileyen bu felaket, yeniden mi gündeme geliyor? Olası bir nükleer sızıntı mümkün mü?